Cevap :
Cevap:
Atatürkçü düşünce sistemi
Açıklama:
Atatürkçü düşünce sistemi Türk milletinin kendi tarihî birikimleriyle çağdaş dünyaya uyumunu öngören bir sistemdir. Bu sistemin Türk milleti için belirlediği geleceğe dönük amaçları vardır. Bu doğrultuda farklı alanlarda gerçekleştirilen inkılaplar, Atatürkçü düşünceyi devlet ve toplum hayatında somutlaştırmayı hedefler.
Atatürkçü düşünce, egemenliğin millete ait olduğunu savunur. Türk milletinin vatan ve millet sevgisi etrafında şekillenmesini öngörür. Bu bağlamda millî tarihin ve Türk dilinin millet bilinci oluşturmadaki önemini önceleyerek yapılan inkılaplarla Türk millî kültürünün unsurlarını geliştirmeyi hedefler.
Böylece kendi millî kimliğinin farkında olan Türk milletinin dünya milletleri arasında bağımsız ve özgür yaşama idealini gerçekleştirmeye çalışır. Bunun yanında kendi millî kültürüne sahip çıkacak olan Türk insanından çağdaş dünyanın değerlerini takip etme ve millî kültürünü çağdaş değerlerle kaynaştırma hedefini de gösterir. Devletin yapısını ve sosyal hayatı çağdaşlaştırmaya yönelik inkılaplarla Türk milletini medeni dünyanın bir parçası hâline getirmeyi hedefler. Böylece Türkiye, çağdaş ve millî değerler doğrultusunda millî birlik ve beraberliğini ülke bütünlüğü çerçevesinde gerçekçi şartlarda hayata geçirme imkanına kavuşmuş olacaktır.
Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişikliklere inkılap denmektedir. Atatürkçü düşüncede de inkılap düşüncesi, böyle karşılık bulmuştur. Buna bağlı olarak Atatürkçü düşüncede inkılapçılık ilkesi Türk toplumunu çağın gerisinde bırakan kurumları ortadan kaldırmak veya bu kurumları yeni gelişmelere uygun hâle getirmektir.
Atatürk bu düşüncesini şöyle dile getirmiştir: “Cumhuriyetçilik ve toplumsal inkılap, laiklik ve yenilikseverlik Türk’ün öz malı ve özelliği haline geldiğini görmek, benim için büyük bir bahtiyarlık olacaktır. Onun meydana gelişi çok yaklaşmıştır.” Bu düşünce doğrultusunda Atatürk inkılapları çerçevesinde yapılan her yenilik hareketi, Atatürkçü düşüncenin inkılapçılık ilkesi kapsamında değerlendirilir.
Türk inkılabının esasları Atatürkçü düşünce sistemini oluşturur ve Atatürk ilkeleri şeklinde somutlaşmıştır.
İnkılapçılık ilkesinin varlığı aynı zamanda Atatürkçü düşüncenin dinamik bir öğreti olmasını sağlamış, onun güncel sorunları çözme kabiliyetini öne çıkarmıştır. Milletçe maddi ve manevi varlığımızın yükseltilmesi Türk devletinin dinamik idealidir. Çünkü amaç, sadece yapılan inkılapları korumak değildir. Daima çağdaş medeniyetin getirdiklerinin üstüne çıkmaktır. Bunlar sürekli olarak yeni atılımları gerekli ve zorunlu kılar. Bu atılımların kaynağı ise inkılapçılık anlayışıdır.
Saltanatın kaldırılması, Atatürkçü düşüncenin cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda Millî Mücadele’yi yapan I. TBMM’nin yaptığı tek inkılap olmuştur.
Atatürkçü düşüncenin öngördüğü laiklik anlayışı Batı’dan gelen dayatmalarla değil, Türk toplumunun tarihsel birikimi temel alınarak tanımlanması gereken bir değerdir.
Atatürkçü düşüncede devletçilik ilkesi, Millî Mücadele yılları sonrası zamanın şartlarına, ortama ve dönemin ihtiyaçlarının getirdiği zorunluluğa dayalı olarak ortaya çıkan bir düşüncedir. Devletçiliğin esası, başta ekonomi olmak üzere her alanda devletin planlamacı bir tutum takınmasıdır. Planlama tutumunun ana hedefi ise milleti refaha kavuşturmak ve ülkenin kalkınmasını sağlamaktır.
Devletçilik ilkesi, devletin planlama görevinin yanında bireysel faaliyeti ve çalışmayı da kabul eder. Burada devlet ve birey birbirine zıt iki kavram olarak değil birbirini tamamlayıcı kavramlar olarak kabul edilir. Atatürkçü düşüncede devletçilik ilkesi daha çok, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda devletin ekonomik alana yönlendirme, yatırımı teşvik etme, yapılanları denetleme ve düzenleme biçiminde hayata geçirilen bir ilke olmuştur. Fakat zaman içerisinde devletçilik ilkesi sadece ekonomik alanla sınırlı kalmamış, devletin millî birlik ve beraberliğin korunması, toplumun çağdaş ve dinamik bir yapıya kavuşturulması için devletin rol oynamasına kadar sınırları genişletilmiştir.
Atatürkçü düşüncede devletçilik ilkesi, bireysel faaliyetleri yani özel sektör çalışmalarını yok saymayan ılımlı bir devletçilik anlayışıdır. Devletçilik ilkesi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında ekonomik alanda kalkınmayı, sanayileşmeyi, millî gelirin artmasını ve sosyal adaleti sağlamıştır.
Atatürkçü düşüncede halkçılık, herkesin kanun önünde eşitliğine, hiçbir kişi ya da gruba ayrıcalık tanınmamasına denir.
Halkçılık ilkesi, millî iradeyi ve millî egemenliği esas alan Atatürkçü düşüncenin doğal bir sonucudur. Atatürk: “Bir kelime ile ifade etmek lâzım gelirse diyebiliriz ki yeni Türkiye Devleti, bir halk devletidir, halkın devletidir.” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini özetlemiştir.
Atatürkçü düşünce milliyetçiliği esas alır. Milliyetçilik, Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’nin de temel felsefesidir. Bu durum, Atatürkçü düşüncenin millî devleti, millî egemenliği ve millî iradeyi esas almasının doğal sonucudur. Milliyetçilik düşüncesi, toplumlarının ulaştığı en üst aşamayı millet olarak görür.
Bu nedenle Atatürk’e göre Türk milleti en aziz varlıktır. Yine Atatürk’e göre millet, aynı kültüre ve birlikte yaşama arzusuna sahip bir topluluktur. Buradan hareketle, Atatürkçü düşünce Türk milletinin varoluşunu ortak bir tarihe, dile, kültüre, birlikte yaşama arzusuna ve vatan kavramına dayandırır.
Atatürkçü düşüncenin milliyetçilik ilkesi, ırkçılığı kabul etmez. Atatürk’ün:
“Ne Mutlu Türk’üm diyene!” özdeyişi bunun en güzel biçimde özetlenmesidir. Bu nedenle Atatürk’ün savunduğu Türk milliyetçiliği anlayışı çağdaş, ileriye dönük ve akılcıdır. Atatürk milliyetçiliğinin temel yaklaşımı, hem Türk milletinin ve diğer milletlerin kendi topraklarında hür, eşit olarak yaşamasıdır. Üstün millet anlayışı ve ırkçılık reddedildiğinden Atatürk milliyetçiliği hukuk, özgürlük ve adalet ile uluslararası barış ve güvenliğin devamını arzular.Atatürkçü düşüncede milliyetçilik düşüncesi değerlerini tarihten aldığı için, çağdaşlaşmayı ilke edinir ve yüzü geleceğe dönük bir özellik gösterir. Milliyetçilik düşüncesinin en büyük kazanımı, Türk milletine millî bir kimlik kazandırılması, birlik ve beraberlik düşüncesini oluşturmasıdır. Bunun en büyük kanıtı Millî Mücadele sırasında verilen zorlu mücadelenin temel güdülenme kaynağının milliyetçilik olmasıdır. Çünkü Millî Mücadele yıllarında millî birlik ve beraberlik bilinci, vatan ve millet sevgisi milliyetçilik düşüncesiyle sağlanmıştır.
Atatürkçü düşünce sisteminin dayanağı olan en temel ilke cumhuriyetçiliktir. Cumhuriyet, milletin egemenliğini kendi elinde tuttuğu bir devlet şeklidir. Cumhuriyet’te egemenlik; kişi, zümre, sınıf gibi toplumun bir kısmına değil tüm halka aittir. Cumhuriyet yönetiminin esası; halkın ülke yönetiminde kendisini temsil edecek devlet başkanını, yöneticileri ve temsilcileri, anayasada belirlenen sürelerde, seçim yoluyla işbaşına getirmesidir.