Cevap :
İnsanlar tarafından önceden tahmin edilebilen ancak önlenemeyen, can ve mal kayıplarına neden olan doğa olaylarına doğal afetler veya yıkıcı doğa olayları denmektedir. Yıkıcı doğa olaylarının zamanı kesin olarak bilinemediği için gerçekleştiğinde büyük zararlar verir.
Kısa süre içerisinde aniden meydana gelen doğa olaylarının engellenmesi mümkün değildir. Sel, deprem, heyelan, çığ, kasırga, tsunami ve volkanik patlama başlıca yıkıcı doğa olaylarındandır. Bu olayların olması engellenemez ancak uygun önlemler alınarak verebileceği zararlar azaltılabilir.
1.Sel
Belirli bir bölgedeki toprağın yoğun ve düzensiz su akışıyla aniden su altında kalmasına sel denir. Sel meydana geldiğinde toprak kısmen ya da tamamen su altında kalabilir. Nehir ve akarsuların taşması, şiddetli yağmur yağması, tsunami selin oluşumuna neden olan unsurlardandır. Bu olaylar gerçekleştiğinde toprak taşıyabileceğinden daha fazla su ile karşılaşmış olur ve taşar.
Sel tehlikesinin belirlendiği bölgelerde yerleşim kurulmaması önlenmelidir. Yeşil alanlar arttırılarak da selden korunabilir.
2. Deprem (Zelzele)
Yer kabuğunu oluşturan levhalarda ani kırılmalar meydana gelmesi sonucu deprem oluşur. Kırılma sonucu meydana gelen titreşimler yeryüzüne sarsıntı şeklinde ulaşır. Depremin şiddetine göre can ve mal kaybı yaşanabilir.
Depremle İlgili Bazı Kavramlar
Depremin bir diğer adı zelzeledir.
Deprem büyüklüğünü ölçen aletlere sismograf denir.
Deprem ile uğraşan kişilere sismolog denir.
Yer kabuğunu oluşturan parçalara levha denir.
Ana deprem öncesinde küçük şiddette hissedilen depremlere öncü deprem denir.
Ana deprem sonrasında ve ana depremsin şiddetinden küçük olarak gerçekleşen depremlere artçı deprem denir.
Depremin en şiddetli hissedildiği ve deprem sarsıntılarının yüzeye yakın olduğu yere deprem merkez üssü denir.
Yer kabuğundaki arazi kırıklarının adı faydır.
Fay başlangıç ve bitişi arasındaki uzaklığa fay hattı denmektedir.
Depremden korunmak için bina temelleri sağlam yapılmalıdır. Bina yapımında kullanılan malzemeler sağlam ve eksiksiz olmalıdır. Hasarlı binalar tespit edilerek kentsel dönüşüm çerçevesinde yeniden yapılmalıdır. İşyeri ve okullarda deprem ile ilgili eğitimler verilerek kişiler bilinçlendirilmelidir. Evlerde ve arabalarda deprem hazırlık çantası bulundurulmalıdır. Raflar ve aynalar sabitlenmeli, yatak yakınlarında devrilebilecek eşyalar bulundurulmamalıdır.
Yamaçlarda su kanalları açılarak suyun akması sağlanmalıdır.
4.Çığ
Bitki örtüsünden yoksun yerlerde kar yağışı ve eğimli yamaçların olmasıyla çığ meydana gelebilmektedir. Yamaçların eğimli olduğu yerlerde yuvarlanarak büyüyen kar kütlelerine çığ denmektedir. Rüzgar, deprem, gök gürültüsü, canlı hareketleri ve zemin yapısı da çığ olayını etkileyen faktörlerdendir. Dağlık bölgeler çığ olayının en sık yaşandığı yerlerdir. Çığı önlemek için; yamaçlarda set ve duvar yapılabileceği gibi ağaçlandırma da yapılabilir.
5. Volkanik Patlama
Volkan, erimiş kayaların (magma) yeryüzüne çıktığı dağlardır. Yerin altından yüzeye püsküren erimiş kayalara da lav denilmektedir. Lavların yüksek şiddetle yeryüzüne çıkmasına ise volkanik patlama denilmektedir. Lavların sıcaklık derecesi yüksektir ve çevresine zarar vermektedir.
6. Kasırga (Tayfun)
Genelde okyanus üzerinden karaya doğru gelen kuvvetli rüzgarlara kasırga denilmektedir. Saatteki hızının en az 120 km olduğu bilinir. Kasırga ülkemizde görülen bir doğal afet değildir
7. Tsunami
Çoğunlukla okyanuslarda görülen dev dalgaların kıyıya ulaşarak su baskınlarına sebep olmasına tsunami denmektedir. Deniz tabanında meydana gelen alçalma ve yükselmenin meydana getirdiği deniz dalgaları tsunamidir.
BAŞARILAR
Halime Kaptan: Genç bir gelindir. Kocasının savaş kaçkını olarak köye dönmesi üzerine onun eve almayacak kadar kahramanlık duygusuna sahiptir.
Köydeki bütün erkeklerin savaşa gitmesi üzerine kendisi, kayınpederinden kalan bir tekneyle Millî Mücadeleye destek olur.
Temel Reis: Halime Kaptan'ın kayınpederidir. Tecrübeli bir denizcidir. Sevecen bir insandır. Romanın başlarında oldukça hastadır. Ortalarında ölür.
ÖZET:
Temel Reis, hastalığından dolayı zor hareket etmektedir. Torununun ve gelininin yardımıyla bir şeyler yapmaktadır. Savaş yılları olduğundan köyde büyük bir kıtlık vardır. İnsanlar yiyecek ekmek bulamamaktadır. Bir müddet hasta yattıktan sonra çalışmadan duramayan Temel Reis, kalkarak denize açılır, ancak bir sefer esnasında vefat eder.
Halime, küçük yaştaki oğluyla beraber yalnız yaşamak zorunda kalır. Bir gece kapı çalınır. Gelen kocası Sabri'dir. Sabri, askerden kaçtığı için Halime tarafından eve alınmaz. Halime Sabri'ye gidip askerlik şubesine teslim olmasını ister.
Temel Reis'in ölümünün ardından teknesi boş durmaktadır. Halime, çalışmak gerektiğine inanır ve kayınpederinin bıraktığı işleri yapmaya başlar. Savaş yılları olduğundan Karadeniz'de eşkıyalar da vardır. Bir sefer esnasında eşkıyalar tarafından esir alınırlar. Zorla Rusya'ya götürülürler. Erkek kılığına giren Halime Kaptan, kendini beli etmez. Eşkıyalar onlardan, Rusya'dan kendi hesaplarına tuz getirmelerini ister. Halime Kaptan mecburen kabul eder. Ancak sonunda kurtularak köylerine geri dönerler.
Karadeniz'de bu şekilde eşkıyalar olduğu gibi Rumların kurduğu çeteler de vardır. Bu çeteler, Türklerden silah çalarak kendi mücadeleleri için kullanmaktadırlar. Bir seferinde Halime Kaptan'ın teknesine de saldırırlar. Ancak Halime Kaptan ve tayfası sağ salim kurtulur.
Diğer yandan Halime'nin kocası Sabri, kendisine gösterilen tepkiden dolayı tekrar askere giderek savaşa katılır.
Halime Kaptan denizciliği de iyice öğrenerek Karadeniz'de büyük işler yapmaya başlar. Anadolu'da Mustafa Kemal'in başlattığı Millî Mücadeleye destek vermek amacıyla silah taşımaya başlar. Bu işi yaparken birçok tehlikeyle yüz yüze gelmesine ve birçok saldırıya maruz kalmasına rağmen hepsinden başarıyla çıkar.
Halime Kaptan bir yandan Karadeniz'in azgın sularıyla bir yandan da korsan ve eşkıyalarla mücadele edip İnebolu'ya cephane taşıyarak bir efsane hâline gelir. Bir kadın hâliyle bunları yaparken savaşan erkeklere cesaret verir. Nitekim o civarın kumandanı Halime Kaptan'ı tebrik ederek hem kocasının yeniden bir asker olmasını sağladığını hem de kendinin büyük başarılara ve kahramanlıklara imza attığını belirtir.
RIFAT ILGAZ
1911 yılında Cide'de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul yıllarında başladı. Kastamonu Yatılı Muallim Okulunda öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu. Gerede, Akçakoca, Hendek, Düzce civarlarında öğretmenlik yaptı.
1943'te ilk kitabı Yârenlik'i yayınladı. Çeşitli edebî dergilerin yayımlanmasında aktif rol aldı. Bir yandan da zaman zaman öğretmenliğe devam etti. Hababam Sınıfı adlı eseriyle büyük ün kazandı. 1974'te emekli olarak doğum yeri olan Cide'ye yerleşti. 7 Temmuz 1993 tarihinde vefat etti.